Yeni Gelenler

Lenny Kuhr - De troubadour - Eurovision - 1969




Lenny Kuhr - De troubadour - Eurovision - 1969

De troubadour (Türkçesi: "Ozan") 1969 yılında İspanya'nın başkenti Madrid'te 29 Mart 1969 tarihinde, 16 ülkenin katılımı ile gerçekleştirilen (Avusturya o yıl politik sebeplerle yarışmaya katılmamıştı) Eurovision Şarkı Yarışması'nda, Hollanda adına katılan şarkıcı Lenny Kuhr tarafından seslendirilen şarkının adı. Şarkının sözleri şarkıyı icra eden Lenny Kuhr'a, bestesi ise David Hartsema'a aittir. 1969 yılındaki bu yarışmada bir ilk gerçekleşmiş, Hollanda ile birlikte İngiltere, İspanya ve Fransa 18'er puan elde ederek birinciliği paylaşmışlardır. Şarkı gerek müzik gerekse sözleri ile "folk müzik" formunda olup, Ortaçağ'da bir halk ozanını anlatmaktadır.

Sözleri; (Felemenkçe)

Hij zat zo boordevol muziek He was bursting with music
Hij zong voor groot en klein publiek He sang for large and small public
Hij maakte blij melancholiek He changed happiness to melancholy
De troubadour The troubadour
   
Voor ridders in de Hoge Zaal For knights in the Knight's Hall
Zong hij in stoere, sterke taal He sang in tough, strong language
Een lang en bloederig verhaal A long and bloody story
De troubadour The troubadour
   
Maar ook het werkvolk uit de schuur But also the workmen in the barn
Hoorde zijn lied vol avontuur Heard his song full of adventure
Hoorde bij 't nacht'lijk keukenvuur Heard nearby the nightly kitchenfire
De troubadour, de troubadour The troubadour, the troubadour
   
En in de herberg van de stad And in the inn of the city
Zong hij een drinklied op 't nat He sang a drinking song on the dampness
Voor wie nog staan kon en wie zat For those who could still stand and those who sat
De troubadour, de troubadour The troubadour, the troubadour
   
La lalala lala lajlala lajlala... La lalala lala lailala lailala...
La lala lajlala la... La lala lailala la...
La lalala lala lajlala lajlala... La lalala lala lailala lailala...
La lala lajlala la... La lala lailala la...
   
Hij zong in kloosters stil zijn lied He silently sung his song in monestries
Van een mirakel dat geschiedt About a miracle that occurs
Ook als geen mens het wonder ziet Even if nobody sees the wonder
De troubadour The troubadour
   
Van vrouwen in fluweel of grijs Women dressed in velvet or grey
Zong hij de harten van de wijs Whose hearts he sang into confusion
Zijn liefdeslied ging mee op reis His love song was brought along on trips
De troubadour The troubadour
   
Hij zong voor boeren op 't land He sang for farmers on the land
Een kerelslied van eigen hand A fellow song he wrote himself
Hij was van elke rang en stand He was from all walks of life
De troubadour, de troubadour The troubadour, the troubadour
   
Zo zong hij heel zijn leven lang Like this he sang his whole life long
Zijn eigen lied, zijn eigen zang His own song, his own singing
Toch gaat de dood gewoon zijn gang But still death just goes its way
De troubadour, de troubadour The troubadour, the troubadour
   
Toen werd het stil, het lied was uit Then it went quiet, the song was ended
Enkel wat modder tot besluit Only some mud in conclusion
Maar wie getroost werd door zijn lied But those who were comforted by his song
Vergeet hem niet Don't forget him
   
Want hij zat zo boordevol muziek Because he was bursting with music
Hij zong voor groot en klein publiek He sang for large and small public
Hij maakte blij melancholiek He changed happiness to melancholy
De troubadour The troubadour
   
Oh oh... la lalala lala lajlala lajlala... Oh oh... la lalala lala lailala lailala...
La lala lajlala la... La lala lailala la...
La lalala lala lajlala lajlala... La lalala lala lailala lailala...
La lala lajlala la... La lala lailala la...
   
Oh... ala lalala lala lajlala lajlala... Oh... ala lalala lala lailala lailala...
La lala lajlala la... La lala lailala la...
Ala lalala lala lajlala lajlala... Ala lalala lala lailala lailala...
La lala lajlala la... La lala lailala la...
Ala ho ho ho...
Sözleri: (İngilizce)

He was so full of music,
He sang for big and small audiences,
He made you happy, melancholy,
The troubadour

For knights in the high hall,
He sang in though, strong language,
A long and bloody story,
The troubadour

But also the workers from the shed,
Heard his song of adventure,
Belonged to the nightly kitchen fire,
The troubadour, the troubadour

And at the inn of the city,
He sang a drinking song in the wet,
For who still could stand and who sat,
The troubadour, the troubadour

La, la, la, la, la, la, lei, la, la, lei, la, la
La, la, la, lei, la, la, la
La, la, la, la, la, la, lei, la, la, lei, la, la
La, la, la, lei, la, la, la

He sang his song quiet in the monastry,
Of a miracle that happened,
Even if no one sees the miracle,
The troubadour

Of women in velvet or in gray,
He made the hearts confused,
His love song went along for the trip,
The troubadour

He sang for farmes on the land,
A dude song of his own,
He was in every walk of life,
The troubadour, the troubadour

So he sang for all his life,
His own song, his own voice,
Yet the death goes his own way,
The troubadour, the troubadour

Then it became quiet, the song was over,
Only some mud remains,
But who was comforted by his song,
Will remember him,

Cause he was so full of music,
He sang for large and small audiences,
He made you happy, melancholy,
The troubadour

La, la, la, la, la, la, lei, la, la, lei, la, la
La, la, la, lei, la, la, la
La, la, la, la, la, la, lei, la, la, lei, la, la
La, la, la, lei, la, la, la

La, la, la, la, la, la, lei, la, la, lei, la, la
La, la, la, lei, la, la, la
La, la, la, la, la, la, lei, la, la, lei, la, la
La, la, la, lei, la, la, la

Ja, ho, ha, ho

Güzel Şoför (1970)

Güzel Şoför (1970)

Güzel soför (1970) on IMDb

Güzel Şoför, Fatima
Yönetmen: Mahmoud Kushan
Ülke: İran, Türkiye
Filmin Türü: Komedi, Dram
Konusu:
Tahran da yaşayan ve ailesi kazada ölen Fatma (Filiz Akın), arkadaşı Mehmet’le birlikte, ailesinin mirasına el koyan amcası Fahri’nin (Atıf Kaptan) peşine düşer. İstanbul da buldukları amcası mirası geri vermez. Fatma’ya evde hizmetçilik yaptırırlar. Mehmet ise arkadaşı Necdet’in (Necdet Tosun) evinde kalır ve arabasında dolmuşçuluk yapar. Amcasının oğlu Ali, Fatma’ya aşık olur, evlenmeye karar verirler. Ali buna karşı çıkar. Ali’yi Tahran da yanan fabrikaları için İran’a gönderirler. O yokken hamile olduğunu öğrenen Fatma’yı evden kovarlar.

Dönüşte başkaları Fatma’yı, Ali’ye kötülerler. Fatma’nın bir oğlu olur ve kaza yapıp hapse giren Mehmet’in dolmuşunda şoförlüğe başlar. Bir gün para dolu çantasını geri götürdüğü K amil Koray (Hulusi Kentmen) onu ve oğlunu yanına alır. Kızını kaybetmiş yaşlı adam bir süre sonra mutlu ölür. Tüm servetini Fatma ve oğluna bırakır. İşlerin başına geçen Fatma, alacaklısı olduğu amcası Fahri ve ailesini evden çıkartıp müştemilata yerleştirir. Ali’yi de yanına işe alır. Hiçbiri onu tanımaz. Ali’ye Fatma adlı bir kızı iğfal edip kandırdığını ve bir oğlu olduğunu bildiğini söyler.

Gittikleri evde Fatma olarak karşısına çıkar, barışırlar. Ailesi ise Ali’nin Fatma olduğunu bilmedikleri patronuyla evlenmesini isterler. Ali onlara kızar. Ve evleneceği anda patron kıyafetiyle nikah masasına oturan genç kadın aslında Fatma olduğu ortaya çıkar...

Yapım Yılı: 1970
Gösterim Tarihi: 18 Ekim 1970
Senaryo: Safa Önal
Filmin Süresi: 92 Dakika
Oyuncular: Cihangir Gaffari, Emir Alpaslan, Filiz Akın, Mürüvvet Sim, Diclehan Baban, Sorayya Beheshti, Atıf Kaptan, Humayun Tebrizyan, Aynur Aydan, Renan Fosforoğlu, Hulusi Kentmen

İnci Çayırlı - Gözlerini gözlerimden



İnci Çayırlı - Gözlerini gözlerimden

Bir çok santçı gibi İnci Çayırlı da yorumlamış bu güzel şarkıyı ancak Zeki Müren'in yorumu gibi değil ne yazıktır ki... Paşa'nın yorumu adeta insanın ruhunu elleriyle okşar... Gene de kim söylerse söylesin güzel şarkıdır.

Sözleri:

gözlerini gözlerimden 
ayırma hiç** ne olur
düşsün üstümüze karlar,
yaksın yüzünü rüzgarlar
damla damla aksın yaşlar
gözlerini gözlerimden 
ayırma hiç ne olur

ellerini ellerimden
alma sakın** ne olur
ayrılmak olmaz hiç senden
ruyamızı bitirmeden
hasretimi bildirmeden
sen de beni ellerinden
alma sakın** ne olur

kanat çırpar kuşlar sana
koş gel bana** ne olur
sensiz bitmiyor günlerim
beklemek oldu kederim
uzaklarda durma derim
kanat çırpar kuşlar sana
koş gel bana** ne olur

Timur Selçuk - Caddeden sokaklara




Timur Selçuk - Caddeden sokaklara

rahmetli faruk nafiz çamlıbel'in timur selçuk tarafından bestelenmiş şiirlerinden birisi...çamlıbel'in imgelerine ozel bir dikkat diyoruz...

Sözleri:

caddeden sokaklara doğru sesler elendi, 
pencereler kapandı, kapılar sürmelendi...

bir kömür dumanıyle tütsülendi akşamlar, 
gurbete düşmüşlerin başına çöktü damlar... 

son yolcunun gömüldü yolda son adımları, 
bekçi sert bir vuruşla kırdı kaldırımları...

mezarda ölü gibi yalnız kaldım odamda: 
yanan alnım duvarda,sönen gözlerim camda, 

yuvamı çiçekledim,sen bir meleksin diye, 
yollarını bekledim görüneceksin diye...

senin için kandiller tutuştu kendisinden, 
resmine sürme çektim kandillerin isinden...

saksıda incilendi yapraklar senin için, 
söylendi gelmez diye uzaklar senin için... 

saatler saatleri vurdu çelik sesiyle, 
saatler son gecemin geçti cenazesiyle, 

nihayet ben ağlarken toprağın yüzü güldü, 
sokaklardan caddeye doğru sesler döküldü...

Cem Karaca - Eşeği Saldım Çayıra





Cem Karaca - Eşeği Saldım Çayıra

Orijinal'i Halk Ozan'ı Kazak Abdal'a ait Türkünün Cem Karaca tarafından düzenlenmiş versiyonu... Son derece günümüz göndermeleri içermekte...

Sözler;

eşeği saldım çayıra, 
otlayıp karnın doyura 
gördüğü düşü hayıra 
yoranın da avradını

münkir münafıkın huyu, 
yıktı harap etti köyü 
ölüsüne bir tas suyu, 
dökenin de avradını

dağdan tahta indirenin, 
iskatına oturanın 
mezarına götürenin, 
imamın da avradını

derince kazın kuyusun, 
inim inim inlesin 
kefen dikmeye iğnesin, 
verenin de avradını 

müfsidin bir de gammazın, 
malı vardır da yemezin 
ikisin meyyit namazın, 
kılanın da avradını

kazak abdal soz soyledi, 
cümle halkı tan eyledi 
sorarlarsa kim söyledi, 
soranın da avradını

Poupée de cire, poupée de son - France Gall - Eurovision 1965



Poupée de cire, poupée de son - France Gall - Eurovision 1965

"Poupée de cire, poupée de son", 1965 Eurovision Şarkı Yarışması'ında birinci olan şarkıdır. Lüksemburg adına France Gall tarafından Fransızca seslendirildi.
Serge Gainsbourg tarafından bestelenen şarkı, Eurovision'da birinci gelen balad olmayan ilk şarkıdır. Ekim 2005 yapılan Congrulations'daki tüm zamanların en iyi on beş Eurovision şarkısından biridir.
Parça genellikle kelime oyunları ve mecazli anlatımlarıyla doludur. Şarkının adı da farklı şekillerde yorumlanabilir. Şarkı, Danimarka'nın "For din skyld" şarkısından sonra, Finlandiya'nın "Aurinko" şarkısından önce, on altıncı olarak sahnede yer aldı. Oylama sonucunda, 32 puan alarak yarışmada 1. oldu.
Şarkı, birçok kişi tarafından kendi dilinde söylendi. Çekçe, Danca, Almanca, İngilizce, Yunanca, Macarca, İtalyanca, Japonca, Portekizce, İspanyolca, Rusça gibi dillerde şarkı çevrilerek söylendi ayrıca bazı müzisyenler tarafından şarkıya, cover da yapıldı.
Sözleri:
je suis une poupée de cire, une poupée de son 
mon cœur est gravé dans mes chansons 
poupée de cire, poupée de son 
suis-je meilleure, suis-je pire qu'une poupée de salon? 
je vois la vie en rose bonbon 
poupée de cire, poupée de son 

mes disques sont un miroir dans lequel chacun peut me voir 
je suis partout à la fois brisée en mille éclats de voix 

autour de moi, j'entands rire les poupées de chiffon 
celles qui dansent sur mes chansons 
poupée de cire, poupée de son 
elles se laissent séduire pour un oui, pour un non 
l'amour n'est pas que dans les chansons 
poupée de cire, poupée de son 

mes disques sont un miroir dans lequel chacun peut me voir 
je suis partout à la fois brisée en mille éclats de voix 

seule parfois je soupire, je me dis: "à quoi bon 
"chanter ainsi l'amour sans raison 
"sans rien connaître des garçons?" 
je n'suis qu'une poupée de cire, qu'une poupée de son 
sous le soleil de mes cheveux blonds 
poupée de cire, poupée de son 

mais un jour je vivrai mes chansons 
poupée de cire, poupée de son 
sans craindre la chaleur des garçons 
poupée de cire, poupée de son

Ajda Pekkan - Bir günah gibi - 1983



Ajda Pekkan - Bir günah gibi - 1983

julio iglesias'tan nathalie adı altında dinlediğimiz, aslen rusların kara gözler -ochi chyornye- türküsünün ajda pekkan tarafından söylenmiş halidir. güzeldir.
bir-bir buçuk yıl öncesinde paris'in mühim dj'lerinden claude challe'ın çıkarttığı "nirvana lounge" isimli derlemeye konularak adından söz ettirmiştir en son: 

Sözleri:

bir sayfa kopuyor zamandan,
ayrılırken sen yanımdan.
bu aşkın daha en başından
korkuyordum ben sonundan
(bu kıta gayet düzgün, manalı)

bir günah gibi gizledim seni
kimse görmedi seni ve beni
ağlarken içim güldü gözlerim
bir günah gibi, gizledim

ne bugün, ne de yarından
beklediğim ne kaldı? 
beni o gün senden kıskanan
resimler de sarardı

Nükhet Duru - Ben Gene Sana Vurgunum - 1978




Nükhet Duru - Ben Gene Sana Vurgunum - 1978

Sabahattin Ali'nin "Eskisi Gibi" şiirinin bir bölümünden Ali Kocatepe tarafından bestelenmiş ve Nükhet Duru tarafından yorumlanmış, Türk Popüler Müzik Tarihi'nin en güzel ve dokunaklı şarkılarından biri.

Sözleri:

seneler sürer her günüm
yalnız gitmekten yorgunum
zannetme sana dargınım
ben gene sana vurgunum
ben gene sana vurgunum
ben gene sana vurgunum hey..

başkalarına gülsem de
senden uzak kalsam da
sevmediğini bilsem de
ben gene sana vurgunum
ben gene sana vurgunum
ben gene sana vurgunum hey..

itilmiş tekmelenmişim
doğduğum günde yanmışım
yalnız sana güvenmişim
ben gene sana vurgunum
ben gene sana vurgunum
ben gene sana vurgunum hey..

seneler sürer her günüm
yalnız gitmekten yorgunum
zannetme sana dargınım
ben gene sana vurgunum
ben gene sana vurgunum
ben gene sana vurgunum hey..

ABBA - Waterloo - Eurovision 1974




ABBA - Waterloo - Eurovision 1974

"Waterloo" veya ilk adıyla "Honey Pieİsveçli pop müzik grubu ABBA'nın ikinci stüdyo albümleri "Waterloo"dan çıkan ilk teklidir. Şarkı, grubun Epic ve Atlantic adlı kayıt şirketleriyle anlaşarak satışa sunduğu ve ayrıca "ABBA" adıyla yayımladıkları ilk teklidir.
6 Nisan 1974 tarihinde düzenlenen 1974 Eurovision Şarkı Yarışması'nda birinci gelen şarkı, sonrasında ABBA grubunun dünya çapında tanınması açısında önemli bir rol üstlendi. Şarkının İsveççe sürümü, "Honey, Honey" adlı şarkının İsveççe sürümüyle beraber; İngilizce sürümü ise "Watch Out" ile beraber satışa sunuldu. Şarkı, birçok ülkede bir numaraya yükselirken, Amerikan müzik listesindede ilk ona girmeyi başardı.
Sözleri:
my, my, at waterloo napoleon did surrender 
oh yeah, and i have met my destiny in quite a similar way 
the history book on the shelf 
is always repeating itself 

waterloo - i was defeated, you won the war 
waterloo - promise to love you for ever more 
waterloo - couldn't escape if i wanted to 
waterloo - knowing my fate is to be with you 
waterloo - finally facing my waterloo 

my, my, i tried to hold you back but you were stronger 
oh yeah, and now it seems my only chance is giving up the fight 
and how could i ever refuse 
i feel like i win when i lose 

waterloo - i was defeated, you won the war 
waterloo - promise to love you for ever more 
waterloo - couldn't escape if i wanted to 
waterloo - knowing my fate is to be with you 
waterloo - finally facing my waterloo 

so how could i ever refuse 
i feel like i win when i lose 

waterloo - couldn't escape if i wanted to 
waterloo - knowing my fate is to be with you 
waterloo - finally facing my waterloo 
waterloo - knowing my fate is to be with you 
waterloo - finally facing my waterloo 
waterloo - knowing my fate is to be with you 

Eurovision 1977 - Marie Myriam - L'oiseau et l'enfant



Eurovision 1977 - Marie Myriam - L'oiseau et l'enfant

L'oiseau et l'enfant (Türkçesi; Kuş ve çocuk) 1977 yılında Londra'da düzenlenen 22. Eurovison Şarkı Yarışmasında, Fransa adına yarışan Portekiz asıllı şarkıcı Marie Myriam tarafından Fransızca olarak seslendirilen, güftesi Joe Gracy'e, bestesi ise Jean-Paul Cara'ya ait, yarışmaya katılan 18 ülke jürisinden toplam 136 puan toplayarak, Fransa'ya yarışma tarihinde beşinci birinciliğini kazandıran şarkının adı. Şarkının sözlerindeki meteforda, "kuş" şarkıcının sevgilisi, "çocuk" ise şarkıcının kendisini betimlemekte, özetle yaşamın ve dünyanın güzelliğinden bahsedilmektedir.
Şarkı ülkemizde de Lale Belkıs tarafından, Türkçe sözlerle " Yolun açık olsun" adıyla seslendirilmiştir.
Sözleri:
Comme un enfant aux yeux de lumière
Qui voit passer au loin les oiseaux
Comme l'oiseau bleu survolant la Terre
Vois comme le monde, le monde est beau

Beau le bateau, dansant sur les vagues
Ivre de vie, d'amour et de vent
Belle la chanson naissante des vagues
Abandonnée au sable blanc

Blanc l'innocent, le sang du poète
Qui en chantant, invente l'amour
Pour que la vie s'habille de fête
Et que la nuit se change en jour

Jour d'une vie où l'aube se lève
Pour réveiller la ville aux yeux lourds
Où les matins effeuillent les rêves
Pour nous donner un monde d'amour

L'amour c'est toi, l'amour c'est moi
L'oiseau c'est toi, l'enfant c'est moi.

Moi je ne suis qu'une fille de l'ombre
Qui voit briller l'étoile du soir
Toi mon étoile qui tisse ma ronde
Viens allumer mon soleil noir

Noire la misère, les hommes et la guerre
Qui croient tenir les rênes du temps
Pays d'amour n'a pas de frontière
Pour ceux qui ont un cœur d'enfant

Comme un enfant aux yeux de lumière
Qui voit passer au loin les oiseaux
Comme l'oiseau bleu survolant la terre
Nous trouverons ce monde d'amour

L'amour c'est toi, l'amour c'est moi
L'oiseau c'est toi, l'enfant c'est moi

L'oiseau c'est toi, l'enfant c'est moi
L'oiseau c'est toi, l'enfant c'est moi.


Teach In - Ding-A-Dong 1975 - Eurovision




Teach In - Ding-A-Dong 1975 - Eurovision

"Ding-A-dong"1975 Eurovision Şarkı Yarışması'nda Hollanda'yı temsil eden Teach-In grubunun seslendirdiği şarkıdır. Şarkı, 152 puanla birinci olmuştur.

Sözleri:

when you're feeling alright
everything is up-tight
try to sing a song that goes ding, ding a dong
there will be no sorrow
when you'll sing tomorrow
and you walk along with your ding dang dong

ding a dong every hour
when you pick a flower
even when your lover is gone gone gone
ding a dong listen to it
maybe it's a big hit
even when your lover is gone gone gone
sing ding dang dong

when you're feeling alright
everything is up-tight
listen to a song that goes ding, ding a dong
and the world looks sunny
everyone is funny
when they sing a song that goes ding dang dong

ding dang dong, ding a dang dong
when you think it's all over
they let me down
dry your tears and forget all your sorrow
try to smile while you say goodbye
ding dong, ding dong
ding dang dong
when you'll wake up tomorrow
when the sun is up in the sky

when you're feeling alright
everything is up-tight
try to sing a song that goes ding, ding a dong
there will be no sorrow
when you'll sing tomorrow
and you walk along with your ding dang dong
r2d3 Dergi. Powered by Blogger.
 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. 45 devirde yetmişler ve seksenler - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger